DUYURU & HABER DETAYI

RAMSAR SÖZLEŞMESİ NEDİR?

Ramsar Sözleşmesi

Belirlenen bölgeleri koruma altına alma sözleşmesidir. İran’ın Ramsar kentinde imzalandığı için Ramsar Sözleşmesi denmiştir. Maddeleri şöyledir;

 

Ramsar Sözleşmesi

 

 

Ramsar ne demektir?

 

Ramsar alanı, Ramsar (de,en,fr) sözleşmesiyle koruma altına alınmış alanları ifade eder. Ramsar, İran'da bir şehirdir. Sözleşme Ramsar'da imzalandığından bu adla anılır.

 

Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Alanı, 15000 hektarlık bir alandan oluşmakta olup sulak alanların dünya çapında korunması ve akılcı kullanılması için Ramsar (İran)'da 1971 yılında imzalanan Uluslararası Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi kapsamında özel korumaya alın uluslararası öneme sahip bir çevre koruma alanıdır.

 

 

Türkiye’deki son Ramsar alanı neresidir?

 

Türkiye'nin en son Ramsar alanı, 207 kuş türüne sahip Kars Kuyucuk Gölü'dür. 21 Haziran 2009'da Resmi Gazete'de Ramsar sınırları yayınlanmıştır.

 

 

Ramsar Sözleşmesi, Türkiye’de ne zaman yürürlüğe girdi?

 

RAMSAR SÖZLEŞMESİ VE SULAK ALANLAR:

 

Ramsar Sözleşmesi, 3895 sayılı kanunla onaylanarak, 17 Mayıs 1994 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu sözleşmenin hükümlerine dayanılarak 30 Ocak 2002 tarihinde Ulusal Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği yayımlanmış, bu Yönetmelik 17/05/2005 tarihli 25818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan   Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış olup, bahse konu bu Yönetmelik, sulak alanların korunması ve geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu Yönetmeliğin amacı, Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi)'nin uygulanmasına yönelik, uluslararası öneme sahip olsun veya olmasın tüm sulak alanların korunması, geliştirilmesi ve bu konuda görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyon esaslarını belirlemektir.

 

 

1) SULAK ALAN TANIMI:

 

a) Sözleşmeye Göre Sulak Alan:

 

Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, bütün sular, bataklık, sazlık ve türbiyerler sulak alanlardır. Ekolojik olarak sulak alanlara bağımlı olan kuşlar, su kuşlarıdır.

 

b) Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne Göre Sulak Alan:

 

Ramsar Sözleşmenin amacı bakımından, alçak gelgitte derinliği altı metreyi aşmayan deniz suyu alanlarını da kapsamak üzere, doğal ya da yapay, sürekli ya da geçici, durgun ya da akar, tatlı, acı ya da tuzlu bütün sular ile bataklık, sazlık, ıslak çayır ve turbalıkları[1] kapsar.

 

Yapay Sulak Alan ise; içme, kullanma ve sulama suyu temini ile elektrik üretimi amacıyla yapılan baraj ve gölet gibi su yapılarını kapsar.Sulak Alan Bölgesi de; açık su yüzeyleri, lagünler, nehir ağızları, tuzlalar, geçici ve sürekli tatlı ve tuzlu su bataklıkları, sulak çayırlar, sazlıklar ve turbalıklar gibi habitatların oluşturduğu bölgeyi ifade eder.

 

 

Ramsar Sözleşmesi’ne göre sulak alanlar nasıl belirlenir? 

 

2) SULAK ALANLARININ BELİRLENMESİ:

 

a)Sözleşmeye Göre Sulak Alanların Tespiti:

 

Ülke toprakları içindeki elverişli sulak alanları, Büro[2] tarafından tutulacak olan “Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Listesi”ne dahil edilmek üzere tayin edilecektir. Her sulak alanın hudutları kesinlikle belirlenecek ve aynı zamanda haritaya çizilecek ve özellikle su kuşları yaşama ortamı olarak önem taşıdığı yerlerde, sulak alanlara mücavir olan akarsu ve deniz kıyı alanlarıyla, ada veya gel-git hareketinin çekilme devresinde derinliği altı metreyi geçen ve sulak alanlar dahilinde yer alan deniz sularıyla birleştirilebilecektir.

 

Liste için sulak alanların seçimi, bu sulak alanların ekoloji, botanik, zooloji, limnoloji ve hidroloji yönlerinden uluslararası önemlerine göre yapılacaktır. Hangi mevsimde olursa olsun, su kuşları için uluslararası öneme sahip sulak alanlar öncelikle dahil edilecektir. Bir sulak alanın listeye kaydedilmesi, sulak alanın yer aldığı Akit Tarafın münhasır egemenlik haklarına zarar verilmeyecektir.

 

Tespit edilecek yeni sulak alanlarını Listeye eklemek, Listeye kaydedilmiş olanların sınırlarını genişletmek veya önemli ulusal çıkarları nedeniyle sınırlarını kısıtlamak ya da tamamen kayıttan sildirmek hakkına sözleşmeye taraf olan ülke sahip olacaktır.

 

Sözleşmeye taraf olan her ülke sınırları içindeki göçmen su kuşları stoklarının korunması, yönetimi ve akıllıca kullanılması için; gerek Listeye girecek olan sulak alanlarını tayin ederken, gerekse bunlarda değişiklik yapma hakkını kullanırken uluslararası sorumluluklarını dikkate alınacaktır.

  

 

b) Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne Göre Sulak Alanların Belirlenmesi:

 

Uluslararası öneme sahip Sulak Alanlardan Ramsar Listesine dahil edilecek alanlar Komisyon[3] tarafından belirlenmektedir. Ramsar alanlarının sınırlarının tespiti ve ilanında, Komisyon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşların uzmanlarınca arazide yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda tespit edilmektedir. Ramsar sınırları 1/25.000 ölçekli haritalar üzerinde gösterilir ve Komisyonun görüşüne sunulur. Komisyonun uygun görüşü alındıktan sonra Bakanlıkça onaylanır ve Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer. Ramsar Sözleşmesi Sulak Alan Yönetim Planı Rehberi esas alınarak, uluslararası öneme sahip her bir sulak alan için yönetim planı yapılacak veya yaptırılacaktır.

 

 

Ramsar Sözleşmesi, sulak alanların korunması için hangi şartları koşar?

 

3) SULAK ALANLARIN KORUNMASI:

 

a) Sözleşmeye Göre Sulak Alanların Korunması:

 

Sözleşmeye taraf olan ülkeler; Listeye dahil ettirdikleri sulak alanların korunmasını geliştirecek ve ülkelerindeki diğer sulak alanların mümkün olduğu kadar akıllıca kullanılmasını sağlayacak şekilde formüle edecek ve uygulayacaklardır.

 

Sözleşmeye taraf olan ülke, sınırları içinde bulunan ve Listeye dahil olan herhangi bir sulak alanın ekolojik karakterinin, teknolojik gelişme, kirlenme veya insan müdahalesi ile değiştiğini, değişmekte olduğunu veya değişme ihtimali bulunduğunu en kısa zamanda haber alacak bir düzenleme yapacaktır. Bu kabil değişiklikler hakkındaki bilgiler gecikmeksizin, Büro hizmetlerinden sorumlu organizasyon veya hükümete bildirilecektir.

 

Sulak alanların Korunmasında ise sözleşmeye taraf olan ülke;

 

1) Listeye dahil olsun veya olmasın, sulak alanlarında tabiatı koruma alanları ayırarak sulak alanlarının ve su kuşlarının korunmasını geliştirecek ve yeterli inzibati tedbirleri alacaktır.

 

2) Listeye kaydettirdiği bir sulak alanın hudutlarını daraltır veya tamamen kaldırırsa, aynı veya başka bir yerde, orijinal yaşama ortamının yeterli büyüklüğünde başka tabiatı koruma alanları tesis ederek bu sulak alan kaynağının kaybını mümkün olduğu kadar telafi edecektir.

 

3) Sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan toplulukları hakkında araştırma yapılmasını, bilgi ve yayınların değişimini teşvik edeceklerdir.

 

4) Uygun sulak alanların yönetimi yoluyla su kuşları populasyonlarının artırılması için çaba göstereceklerdir.

 

5) Sulak alanların araştırma, yönetim ve muhafazasında yetenekli personelin eğitimini geliştireceklerdir.

Bir sulak alanın birden fazla Sözleşmeye taraf olan ülke topraklarına yayılması veya bir su sisteminin paylaşılır durumda olması halinde, Sözleşmenin getirdiği yükümlülüklerin uygulanmasında, birbirlerine danışacaklar, taraflar, aynı zamanda, sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan topluluklarını korumaya ilişkin bugünkü ve gelecekteki politikaları ve düzenlemeleri desteklemeye ve koordine etmeye gayret göstereceklerdir.

 

b) Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne Göre Sulak alanların Korunması:

 

   Sulak alanların korunmasında;

 

a) Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması esas alınacaktır.

 

b) Sulak alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.

 

c) Sulak alanların akılcı kullanımı ile uyumlu, korunmalarına ve geliştirilmelerine katkı sağlayacak faaliyetler desteklenecek ve teşvik edilecektir.

 

d) Ekolojik karakteri bozulmuş sulak alanların rehabilitasyonu sağlanacaktır.

 

e) Kurutulmuş sulak alanların teknik ve ekonomik olarak uygun olanlarının geri kazanımı için gerekli tedbirler alınacaktır.

 

f) Ramsar Listesinde yer alsın veya almasın uygun sulak alanlarda su kuşları populasyonlarının arttırılması sağlanacaktır.

 

Sulak alanlar; sekiz hektardan daha büyük doğal sulak alanlar doldurulamaz ve kurutulamaz. Sekiz hektardan daha küçük doğal sulak alanların kurutulması ve doldurulması Bakanlığın iznine tabidir. Sulak alanların ekolojik karakterini ve fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyecek ölçüde yerüstü ve yeraltı suyu alınamaz, sistemi besleyen akarsular ile diğer yüzey suların yönleri değiştirilemez veya sistemde su depolanamaz. Sulak alanlardaki su rejimini etkileyebilecek her türlü faaliyet için planlama aşamasında Bakanlığın uygun görüşü alınır.

 

Sulak alanlardan; kum ve çakıl alınması, Turba çıkarılması, Saz kesimi, Yabani bitki ve hayvan türlerinin toplanması, Yabancı türler atılması ve bırakılması, ağaçlandırma yapılması, Bakanlığın[4] uygun görüşü veya izin belgesi alınarak yapılabilir. Sulak alanlara ve sulak alanları besleyen tüm sulara veya sisteme bağlantılı kuru derelere hiçbir surette arıtılmamış evsel ve endüstriyel atık sular verilemez, çöp, moloz, hafriyat, dip tarama ve proses artığı çamurları dökülemez.Yine Genel Müdürlüğün[5] uygun görüşü alınmadan dip taraması yapılamaz ve dip çamuru çıkarılamaz.

 

 

4) SÖZLEŞMEYE İLİŞKİN DİĞER HÜKÜMLER:

 

a) Akit Taraflar Konferansı; Sözleşmenin uygulanmasını gözden geçirmek ve geliştirmek için bir Akit Taraflar Konferansı tesis edilecektir. Akit Taraflar Konferansının[6] olağan toplantıları Konferans başka türlü karar vermemişse üç yılı geçmeyen aralıklarla ve olağanüstü toplantılar ise Akit Tarafların en az üçte birinin yazılı isteği ile büro tarafından düzenlenecektir. Her olağan Akit Taraflar Konferansı bir sonraki olağan toplantının zamanını ve yerini de belirleyecektir.

 

b) Sözleşmede Değişiklik Önerileri; Sözleşmeye taraf olan herhangi bir ülke tarafından yapılabilir. Önerilen herhangi bir değişikliğin metni ve bunun nedenleri, Sözleşme uyarınca devamlı Büro görevlerini icra eden kuruluş veya hükümete (bundan böyle Büro olarak geçecektir) bildirilir ve tüm sözleşme taraflarına Büro tarafından derhal haber verilir, metin hakkındaki görüşleri, değişiklikler Büro tarafından Akit Taraflara bildirildiği tarihten sonra üç ay içinde Büroya bildirilir.Büro, görüşlerin son sunuş tarihinin hemen ardından, o güne kadar sunulan tüm görüşler sözleşmeye taraf ülkelere bildirilir. Değişiklik önerisini görüşmek için, Akit Tarafların üçte birinin yazılı isteği üzerine, Büro tarafından bir Akit Taraflar toplantısı yapılır. Değişiklikler, oy veren Akit Taraflar mevcudunun üçte iki çoğunluğu ile kabul edilir. Kabul edilen bir değişiklik, Akit Tarafların üçte ikisinin, kabul belgesini Depoziter[7]e tevdi tarihini izleyen dördüncü ayın ilk günü, bunu kabul eden Akit Taraflar için yürürlüğe girecektir.

 

c) Sözleşmeden Çekilmek; Akit Taraflardan herhangi biri Sözleşmenin kendisi için yürürlüğe girdiği tarihten beş yıl sonra Depoziter’e yazılı olarak bir ihbarda bulunmak suretiyle Sözleşmeden çekilebilecektir. Sözleşmeden çekilme, yazılı ihbarın Depoziter’in eline geçtiği tarihten dört ay sonra geçerli olacaktır.

 

 

Ramsar Sözleşmesi’nin yaptırımları nelerdir?

 

5)SULAK ALANLARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ’NE İDARİ YAPTIRIMLAR:

 

Uygulamadan sorumlu kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler, sulak alanların korunmasında bu Yönetmelik ve Yönetmelik uyarınca hazırlanan yönetim planları ile belirlenen esaslara uygun işlem yapmakla yükümlüdürler.  Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili maddeleri uygulanacaktır.

 

6) SONUÇ:

 

Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasındaki geçiş noktası üzerinde bulunması, üç tarafının farklı ekolojik karakterdeki denizlerle çevrili oluşu, deniz seviyesinden 5000 metreyi aşan yükseklik farklılıkları ve bu özellikleri neticesinde ortaya çıkan iklim çeşitliliği, Türkiye’yi sulak alanlar bakımından bulunduğu coğrafyanın en önemli ülkelerinden biri yapmıştır. Batı Palearktik Bölge'deki dört kuş göç yolundan ikisinin Anadolu üzerinden geçmesi Türkiye’nin önemini arttıran bir başka etken olmuştur.

 

Türkiye’de “Ramsar Sözleşmesi Sukuşu ve Balık Özel Kriterleri” ne göre 76 uluslararası öneme sahip sulak alanın bulunduğu belirlenmiştir. Bunların toplam alanı 1.295.546 hektardır. 76 alandan 72’sinin sukuşları, 4’ünün balıklar, 16’ sının ise hem sukuşları hem de balıklar bakımından uluslararası öneme sahiptir. Ramsar Sözleşmesi’nin diğer kriterlerine göre yapılacak değerlendirmelerin de tamamlanmasıyla Türkiye’deki uluslararası öneme sahip sulak alanların sayısı daha da artacaktır.

 

Sulak Alanlar Neden Önemlidir?

 

1) Sahip olduğu biyolojik çeşitlilik nedeniyle dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilen sulak alanlar; doğal işlevleri ve ekonomik değerleriyle yeryüzünün en önemli ekosistemleridir.

 

2) Sulak alanlar, yeraltı sularını besleyerek veya boşaltarak, taban suyunu dengeleyerek, sel sularını depolayarak, taşkınları kontrol ederek, kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek bölgenin su rejimini düzenlerler.

 

3) Bulundukları yörede nem oranını yükselterek, başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinde olumlu etki yaparlar. 

 

Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini (azot, fosfor gibi) kullanarak suyu temizlerler.

 

4) Tropikal ormanlarla birlikte yeryüzünün en fazla biyolojik üretim yapan ekosistemleridir.

 

5) Başta balıklar ve sukuşları olmak üzere gerek ekolojik değeri, gerekse ticari değeri yüksek, zengin  bitki ve 

hayvan çeşitliliği ile birçok türün yaşamasına olanak sağlarlar.

 

Yüksek bir ekonomik değere sahiptirler. Balıkçılık, tarım ve hayvancılık, saz üretimi, turizm olanaklarıyla bölge ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlarlar. [8]

 

 

Türkiye’deki sulak alanların durumu nedir?

 

Türkiye Sulak Alanları ise şöyledir[9].

 

Drenaj, doğal su rejiminin bozulması (sulak alanları besleyen su kaynakları üzerine barajlar yapılması veya sistemden aşırı miktarda su alınması), kirlenme, sürdürülebilir olmayan balıkçılık ve avcılık, yabancı türlerin aşılanması gibi nedenlerle önemli sulak alan kayıpları yaşanmıştır.

 

Seyfe, Kırşehir

 

Sultansazlığı, Kayseri

 

Amik Gölü, Hatay: 75 bin metrekarelik Amik Gölü’nün suyu, 1968’de açılan dört drenaj kanalı ile Asi Nehri’ne boşaltıldı. Altı yıl süren ıslah çalışmaları sonucu göl kurutuldu ve tarım yapılmaya başlandı. Ancak gölden elde edilen yer, çevreye göre altı metre daha aşağıda kaldı. Drenaj kanallarının, tıkanması sonucu da en küçük bir yağmurda dolarak neredeyse eski haline dönüyor. Böylece her yıl onbinlerce dönümlük ekili alan sular altında kalarak heba oluyor. Amik Gölü’nün kurutulması ile birlikte Hatay’ın ikliminin de değiştiği kaydediliyor. Bölgede yağışlar düzensizleşti, bu da sellere yol açıyor. Amik Gölü'nün kurumasının yarattığı sıkıntılar sonrasında, dört yıl once büyük sel felaketi yaşandı.

 

Ayrıca kurutularak tarım alanı haline getirilen ve önemli bir kuş göç yolu üzerinde olması nedeniyle kuş-uçak çarpışmaları açısından Türkiye'nin en riskli bölgesi olan  Amik Gölü zeminine havaalanı yapılması gündeme geldi

Kestel Gölü, Burdur: Burdur’un Bucak ilçesinde yer alan Kestel Gölü de tarım arazisi kazanmak amacıyla kurutuldu ve gölü besleyen Çeltikçi çayının suyunun tamamı tarım alanlarında sulama amaçlı kullanılmaktadır. 1965'te kurutulan Kestel Gölü'nün, eskiden bir suni göl olduğunu DSİ tarafından iddia edildi. DSİ’ye göre bu suni göl, yerleşim alanlarını sel baskınlarıyla tehdit etmemesi için, köylülerin isteği üzerine kurutuldu. Oysa gölün varlığı ve tarım arazisi açmak amacıyla kurutulduğu yörede oturanlar tarafından belirtilmektedir.

 

Gavur Gölü, Kahramanmaraş: 1950'li yıllardan itibaren sıtma ile mücadele ve tarım alanı elde etmek amacı ile kurutulmaya başlanan Gavur Gölü, açılan büyük kanallarla Aksu Çayı ve Ceyhan Nehri'ne bağlanmıştır. Kurutma çalışmalarının 1966'da tamamlanmış ve 7 bin 125 hektar alanı kurutulmuştur. Kurutma işleminin başlamasıyla taban suyu istenilen düzeyin çok altına kısa sürede bilinçsiz şekilde düşürülmüştür.

 

Suğla Gölü, Konya: Suğla Gölü de yine tarımsal amaçlı kurutuldu. Konya’nın Seydişehir İlçesi`nde yapılan Suğla Barajı ile hem Konya Ovası sulanması, hem de göl çevresindeki 14 bin 600 hektarlık alüvyonlu arazinin tarıma açılması planlandı. Bugün Suğla Gölü sulak alan niteliğini kaybetmiş halde rezervuara dönüştürüldü.

 

Samsam Gölü, Konya: Samsam Gölü de tarımsal amaçlı olarak kurutma çalışmaları başladı. Bölgenin tarıma açılmasının üzerinden yıllar geçti ama topraklar hala büyük ölçüde tuzlu ve kesinlikle verim alınamıyor. Önümüzdeki yıllarda Konya Havzası’nın kuraklık ve çölleşme tehlikesiyle karşılaşması kaçınılmaz. Çok su isteyen bir bitki olan şeker pancarı yoğun olarak ekili. Su rejimine yapılan müdahale, özellikle baraj ve kurutma çalışmaları sonucu Samsam Gölü, Hotamış Sazlığı, Eşmekaya Sazlığı ve Sultan Sazlığının tamamı veya büyük bir bölümü ise restorasyon aşamasına geldi.

 

Akşehir Gölü, Konya: Yaklaşık 15 yıl önce 350 kilometrekarenin üzerinde alana sahip Konya'nın Akşehir İlçesi'nde bulunan Akşehir Gölü'nün toplam alanı 30 kilometrekareye, en derin yeri ise 1 metreye kadar düştü. Göl, yıllardır Sultandağları'ndan doğan Karabulut, Adayan, Nadir, Akşehir ve Saray çaylarıyla besleniyor ve Eber Gölü'ndeki fazla suyu alıyordu. Ancak su kaynakları üzerindeki baskı ve verimsiz sulama yöntemleri sonucu bu su kaynakları da kurudu.

 

Eber Gölü, Bolvadin, Afyon: Göller bölgesinde yer alan Eber Gölü Bolvadin sınırları içinde yer alır.Sultan Dağları’nın kuzeyi ve Emir Dağı’nın güneyinde uzanan çöküntülü alanda yer almaktadır. 30-40 yıl öncesine kadar kuş ve balık cenneti olan Eber Gölü, önmeli bir geçim kaynağı olan kamış ve sazlıklarıyla da ünlü. Göl çevresindeki halkın büyük bölümü balıkçılık ve göl kamışı ile geçimini sağlıyor. Ancak Göldeki kirlilik, kuş ve balık türlerinin yanında bölge halkını da tehdit eder bir seviyeye ulaştı. Bölgede yağışların az olması nedeniyle son yıllarda göl yeterince beslenemiyor. Akarçay Akarsuyu, gölü besleyen en önemli ve tek kaynak. Buharlaşmanın yanında sulama için çekilen su gölün su seviyesinin düşmesine neden oluyor.

 

Tuz Gölü: 1997’de 260 bin hektar alanı kaplayan Tuz Gölü, 7 yılda 100 bin hektar azalarak 160 bin hektara düştü. Konya ilinin kanalizasyonu ve tarımdan dönen sular arıtılmadan Tuz Gölü’ne verilmesi, göle yönelik en büyük tehdidi oluşturuyor. ÖÇKK tarafından hazırlanacak olan Yönetim Planı’nın bu konuya bir çözüm getirmesi bekleniyor.

Beyşehir Gölü: Konya-Çumra Ovası’ndaki tarım alanlarının sulanması amacıyla aşırı su çekimi yapılıyor. Göl kıyılarında kumullaşma, erozyon, sualtı bitkilerinde artış, balıkların yumurtlama alanlarında bozulma başladı. Balık türlerinde büyük azalma görüldü. Atıklar ve tarımdan dönen sular gölü tehdit ediyor.

 

Hotamış Sazlığı, Konya: Tahliye ve sulama kanallarıyla alanın su rejimine yapılan müdahaleler sonucu sazlık büyük ölçüde kurudu. DSİ, Konya Ovası Projeleri kapsamında tarımdan dönen suların Hotamış’ta depolanması için alanın baraja dönüştürülmesini planlamakta. Bu plan gerçekleşmezse sulak alan tümüyle kaybedilecektir.

 

Eşmekaya Sazlığı, Konya: Devlet Su İşleri, Aksaray ilçesi sınırındaki bu sazlığı baraj gölüne çevirme çalışmalarına 1995’te başladı ama çeşitli nedenlerden dolayı bitirilemedi. Sulak alan büyük ölçüde zarar gördü, alanın tamamı kurudu.

 

Peki Ne Yapılmalı?[10]

 

Türkiye’de özellikle son 10-15 yıl içerisinde sulak alanların korunması konusunda önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bu kazanımların başında Sulak Alanların Korunması hakkında Başbakanlık Genelgesi, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ve 2003-2008 Ulusal Sulak Alan Stratejisinin uygulamaya konması, Ulusal Sulak Alan Komisyonu’nun kurulması ve sivil toplum örgütleri ile bilim adamlarının karar ve yönetim süreçlerine daha etkin bir şekilde katılması söylenebilir. Ancak, politik, yasal ve kurumsal anlamda elde edilen bu kazanımlara rağmen Türkiye’deki sulak alanlar hala büyük tehlikelerle karşı karşıyadır ve hala sulak alan kayıpları devam etmektedir. Sulak alan kayıplarının önlenmesi ve iyi yönetimle geliştirilmesi için aşağıda belirtilen önlemlerin mutlaka uygulanması gerekmektedir.

 

1. Sektörel politikaların (özellikle su ve arazi kullanım politikalarının) Ramsar Sözleşmesince öngörülen akılcı kullanım kavramı ile uyumlu hale getirilmeli; sulak alan kaybına neden olan (Bataklıkların Kurutulması ve Bundan Elde Edilecek Topraklar Hakkında Kanun, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun, Sıtma ile Mücadele Kanunu) yasal düzenlemelerin ilgili hükümlerinin yürürlükten kaldırılmalı; sulak alanların korunması, geliştirilmesi ve akılcı kullanımını öngören yasal düzenlemeler güçlendirilmelidir.

 

2. 30 Ocak 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği”nin (özellikle Koruma Bölgelerinin Belirlenmesi ve Yönetim Planlarının Hazırlanması ile ilgili hükümleri olmak üzere) mutlaka eksiksiz uygulanmalıdır.

 

3. Yine, Türkiye’deki sulak alanların korunması, geliştirilmesi ve akılcı kullanımının sağlanmasında önemli araçlardan biri olan ve Aralık 2003’de Ulusal Sulak Alan Komisyonu tarafından da kabul edilen “Ulusal Sulak Alan Stratejisi” nde öngörülen hedeflerin gerçekleştirilmesi için ilgili tüm kurum ve kuruluşlar sorumlulukları dahilinde harekete geçmelidir.

 

4. Sulak alan kayıplarının en önemli nedenlerinden biri de hala sulak alanların öneminin politikacılar, karar vericiler, arazi ve su kullanım planlamacıları tarafından hala yeterince anlaşılmamış olmasıdır. Bu durumu değiştirmek için özellikle Dünya Sulak Alanlar Günü, Dünya Su Günü, Biyolojik Çeşitlilik Günü gibi özel günler de seminerler ve toplantılar düzenlenerek, kitap ve broşürler, gazeteler, televizyonlar, internet gibi tüm araçlar kullanılarak söz konusu gruplar sulak alanların önemi, işlev ve değerleri hakkında bilgilendirilmelidir.

 

5. Başta Çevre ve Orman Bakanlığı olmak üzere, tüm ilgili kurumların altyapı ve teknik donanım yönünden kapasiteleri artırılmalıdır. Hizmet içi eğitimlere öncelik verilerek özellikle yerel birimlerdeki teknik personele (TBMM’nde görüşülmekte olan Kamu Reformu Temel Kanunu ve Yerel Yönetimler Yasası ile yetkilerin özel idarelere ve belediyelere devredileceği düşünüldüğünde) sulak alanların ekolojik işleyişini değerlendirebilecek, yorumlayabilecek ve planlama yapabilecek düzeyde gerekli bilgi ve deneyim bir an önce kazandırılmalıdır.

 

6. Ramsar Sözleşmesi Sulak Alan Yönetim Planlaması Rehberi ilgili kurumlara benimsetilmeli; Ramsar alanları başta olmak üzere, öncelikli alanlar için yönetim planları yapılmalı ve uygulanmalıdır. Yönetim planlarının hazırlanması sürecinde, gönüllü kuruluşların yanı sıra balıkçılar, avcılar, çiftçiler gibi sulak alanlarda yaşayan ve sulak alanlardan faydalanan halk da dahil olmak üzere tüm tarafların en geniş katılımı sağlanmalı ve katkıları alınmalıdır.

 

7. Yasaların gerektirdiği tedbirlerin uygulanması için daha etkili denetim mekanizmaları geliştirilmelidir

 

8. Sulak alanların ekolojik karakterinde olabilecek değişiklikleri tesbit etmek ve zamanında gerekli müdahaleleri yapabilmek için izleme programları geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

 

Geçmişte kurtulan ya da çeşitli nedenlerle ekolojik karakteri bozulan sulak alanların restorasyonu ve rehabilitasyonu için eylem planları geliştirilmeli ve uygun alanlarda uygulamaya geçilmelidir.

 

 

Kaynakça:

[1] Oksijensiz ve suya doygun ortamlarda çökelerek birikmiş ve kısmen ayrışmış organik ve inorganik materyallerden oluşan karışımı ifade eder.

[2] Bu Sözleşme sekizinci maddesi uyarınca, “Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği”, bütün Akit Tarafların üçte iki çoğunluğunun yapacağı atamayla başka bir kuruluş veya hükümete devredilinceye kadar, devamlı olarak görevlerini yerine getirecek olan birimi ifade eder. Büronun görevleri ise; Akit Taraflar Konferansların toplanmasına ve organize edilmesine yardımcı olmak, Uluslararası öneme sahip sulak alanların Listesini tutmak ve listeye yapılan eklerden, genişletmelerden, çıkartma ve kısıtlama-lardan Akit Tarafları haberdar etmek, Listeye dahil edilen sulak alanların ekolojik karakterlerinde meydana gelen değişikliklerden Akit Taraflarca haberdar edilmek, gelecek Konferansta görüşülmesini sağlamak üzere, Listedeki değişiklikler veya Listeye dahil sulak alanların karakterindeki değişmeler hakkında bütün Akit Taraflara bildirimde bulunmak, Listedeki değişiklikler veya Listeye dahil edilmiş sulak alanların karakterindeki değişmeler hakkındaki Konferans tavsiyelerini ilgili Akit Tarafa bildirmek.

[3] Komisyon Ulusal Sulak Alan Komisyonunu ifade eder, Bu komisyon ise; Çevre ve Orman Bakanlığı Müşteşarının ve/veya Müşteşar Yardımcısının başkanlığında, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürü, Devlet Su İşleri Genel Müdürü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanı, yüksek öğretim kurumlarının biyoloji ve ziraat bilim dallarından, aynı daldan olmamak koşuluyla iki, sulak alanlar konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından iki olmak üzere toplam 10 kişiden oluşur.  Komisyonda yer alacak yüksek öğretim kurum ve sivil toplum kuruluş üyeleri Bakanlıkça belirlenir ve 3 (üç) yılda bir yenilenir.

 

[4] Çevre ve Orman Bakanlığını ifade eder.

[5] Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünü ifade eder.

[6] Akit Taraflar Konferansının yetkileri ise; a)Bu Sözleşmenin uygulanmasını görüşmek, b. Listeye yapılan ekleri ve değişiklikleri görüşmek, c) Listeye kaydedilmiş sulak alanlardaki değişikliklere ait haberleri dikkate almak, d) Sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan topluluklarının korunması, yönetimi ve akıllıca kullanılması hakkında Akit Taraflara genel veya özel tavsiyelerde bulunmak, e) İlgili uluslararası kuruluşlardan sulak alanları etkileyen uluslararası nitelikteki meseleler üzerinde rapor ve istatistik hazırlamalarını istemek, f) Sözleşmenin işlemesini ileri götürmek için gerekli diğer tavsiye ve kararları kabul etmektir.

[7] Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı’nın (UNESCO) Genel Müdürlüğünü ifade eder.

[8]Osman ERDEM (KAD, Sulak Alan Program Müdürü)  http://64.233.183.104/search?q=cache:0GlH-tA2eLgJ:www.kad.org.tr/eski/bilgiyazi/sulakalanlar.pdf+Sulak+Alanlar+-+%C3%96nemi,+Temel+Sorunlar%C4%B1&hl=tr&ct=clnk&cd=1&gl=tr sitesinden alınmıştır.

[9]http://www.wwf.org.tr/wwf-tuerkiye-hakkinda/ne-yapiyoruz/su-kaynaklari/bilgiler/tuerkiye-sulak-alan-listesinden alınmıştır.

[10] [10]Osman ERDEM (KAD, Sulak Alan Program Müdürü)  http://64.233.183.104/search?q=cache:0GlH-tA2eLgJ:www.kad.org.tr/eski/bilgiyazi/sulakalanlar.pdf+Sulak+Alanlar+-+%C3%96nemi,+Temel+Sorunlar%C4%B1&hl=tr&ct=clnk&cd=1&gl=tr sitesinden alınmıştır.